Ana sayfa Ekonomi Euro-bölgesi’nde kamu borcu dağ gibi

Euro-bölgesi’nde kamu borcu dağ gibi

7
0

Euro bölgesi hükümetlerinin borçlanmaları, koronavirüs salgınına verdikleri tepkileri finanse etmeleriyle çok yükseldi.  Gelinen seviye nedeniyle Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) daha önce yapılan, sahip olduğu devlet tahvillerini affederek devletlerin borç yüklerini hafifletme çağrıları yeniden alevlendi.

Öneri, akademik iktisatçılar tarafından 2012’de tek para bölgesinin son borç krizine bir cevap olarak sunulmuştu. Üst düzey İtalyan yetkililer, kısa süre önce bu fikri bir kez daha gündeme taşıdılar ve ECB’nin varlık satın alma programı aracılığıyla satın aldığı borcu affedebileceğini veya sonsuza dek takas edebileceğini öne sürdüler.

Hükümetlerin salgına verdiği yanıtlar, kamu borcuna 1,5 trilyon euro ekleyecek ve bu yıl ilk kez Euro bölgesinin devlet borcunu blok ekonomisinin üzerine çıkaracak. İtalya, Fransa ve İspanya da dâhil olmak üzere birçok AB ülkesi bu sene gayri safi yurtiçi hasılanın %10’unun üzerinde bütçe açığı verecek. İtalya’nın hükümet borcunun geçen yıl GSYİH’nın %135’inden 2021’de neredeyse %160’ına çıkması bekleniyor.

Hükümetlerin açıkları GSYİH’nın %3’ünün altında ve genel borcu GSYİH’nın %60’ının altında tutmasını gerektiren AB’nin mali kuralları salgından bu yana askıya alınmış olsa da, kriz sona erdiğinde bir şekilde yeniden aktif hale gelmeleri muhtemel. BU da hükümetler üzerinde önemli bir bası yaratacak.

Avrupa Parlamentosu’nun İtalyan başkanı David Sassoli, geçen ay La Repubblica’ya borç affetmenin “ana borç sürdürülebilirliği ilkesiyle uzlaştırılması gereken ilginç bir çalışma hipotezi” olduğunu söyledi.

İtalya başbakanı Guiseppe Conte’nin kıdemli yardımcılarından Riccardo Fraccaro, Bloomberg’e “para politikasının üye devletlerin genişletici maliye politikalarını mümkün olan her şekilde desteklemesi gerektiğini” söyledi. Bunun, “salgın sırasında satın alınan devlet tahvillerini iptal etmeyi veya vadelerini sürekli olarak uzatmayı” içerebileceğini söyledi.

Şimdiye kadar yatırımcılardan bir ses gelmedi. ECB satılan fazladan tahvillerin çoğunu satın aldığı için yeni borcun maliyeti düşük kalıyor, pek çok ülke sıfıra yakın veya düşük faizlerle 10 yıla kadar borçlanabiliyor. Bu devam edecek zira ECB’nin Perşembe günkü son politika toplantısında, tahvil alımını 2022 ortasına kadar uzatması bekleniyor.

ING ekonomisti Carsten Brzeski, “Şu anda yükselen borç seviyeleri ile ilgilenmemek için pek çok neden var, ancak gelecekte bu tartışmayı bir noktada yapmamız gerekecek. İster doğrudan ECB tarafından yapılsın, ister borcun sıfır faiz oranlı kalıcı tahvillere dönüştürülmesiyle olsun, bir tür borç affı gerekebilir” dedi.

Ancak merkez bankacıları bu fikri “tehlikeli” ve “istikrarsızlaştırıcı” olarak reddettiler, iktisatçılar ise teklifi bir işe yaramayacağı ve zamanlaması kötü olduğu için reddediyorlar.

London Business School’da ekonomi profesörü olan Lucrezia Reichlin, “Siyasi konumu ekonomik konumdan ayırmalıyız.  Tamamen ekonomik açıdan bakıldığında, borç erteleme bazı durumlarda mantıklı olabilir, ancak bunu nasıl yaptığınıza bağlı. Siyasi açıdansa son derece tehlikeli. Bu yüzden bu tartışmaları şimdi yapmak son derece verimsiz görünüyor” dedi.

Berenberg’in baş ekonomisti Holger Schmieding, yatırımcıları korkutup borçlanma maliyetlerinin artmasına neden olacağından teklifin “kötü bir şekilde geri tepebileceğinden” bunun “yılın en kötü fikri” olduğunu söyledi.

Her halükarda, ECB başkanı Christine Lagarde’ın geçen ay bir Avrupa Parlamentosu tartışmasında bu fikir sorulduğunda açıkça belirttiği gibi, hükümet borcunun iptal edilmesi kesinlikle AB anlaşmasının hükümetlerin parasal finansmanına getirdiği yasağı ihlal edecek.

ECB yönetim konseyi üyesi arkadaşı ve Banque de France valisi François Villeroy de Galhau, “Borç iptalini düşünmek çok tehlikeli bir yol olur” diyerek hemfikir oldu.

ECB yönetim kuruluna Ocak ayında katılan eski İtalyan merkez bankası başkan yardımcısı Fabio Panetta şunları ise: “Bir borcu iptal edersek, ilgili krediyi iptal ederiz ve bunun daha geniş ve istikrarı bozucu sonuçları olabilir. Yalnızca büyüme bizi borçtan koruyabilir ” diyor.

Fikirle ilgili teknik bir sorun da var. Merkez bankaları teoride daha fazla para basma yetenekleri sayesinde kayıpları absorbe edebilir ve negatif özkaynakları tolere edebilirken, Euro bölgesindeki durum daha karmaşık.

Ulusal merkez bankaları, hükümet tahvillerinin çoğunu ECB adına satın alır. Tahviller iptal edilir veya iptal edilirse bu, ulusal merkez bankalarının kendi başlarına para basamadan zararlarını karşılamasına neden olur. Hükümetlerinin daha sonra onları yeniden sermayelendirmesi veya bloğun ödeme sisteminden dışlanma riskini alması gerekebilir.

Almanya, koronavirüs borç dağına endişeleniyor

Diğer bir konu da, hükümetlerin ECB’nin sahip olduğu tahvillere ödediği faizin çoğunu – ulusal merkez bankalarından gelen temettüler yoluyla elde etmeleri – yani kısa vadede borç iptalinden çok fazla tasarruf etmemeleri.  Bu işlemin tek faydası borcu geri ödemek zorunda olmamaları.

Ancak, ECB portföyündeki vadesi gelen tahvillerin gelirlerine yeniden yatırım yapmaya devam ettiği sürece, hükümetler bu borcu kolayca devredebilirler.

Frankfurt’taki Parasal ve Finansal İstikrar Enstitüsü’nde profesör olan Volker Wieland “Kazanç nerede? Ancak, ECB’nin tahvillerin vadesi dolmak üzere yeniden yatırım yapmayı bıraktığı gelecekte bir noktada ve bu çok ileride” diyor.

Bu nedenle, borç iptali savunucularının “gerçekte kendi kendilerini ayaklarından vurduklarını” söyledi.

Fikir, İtalyan hükümeti içinde de muhalefetle karşılaştı. İtalya’nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Vincenzo Amendola Cuma günü Bloomberg’e ülkenin “borçlarını onurlandırdığını” söyledi ve ekledi: “Mevcut anlaşmalarla çalışıyoruz ve mevcut anlaşmalarla böylesi bir borç silinmesi mümkün değil.”

FT

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here