Ana sayfa Ekonomi Merkez bankaları artan risk iştahı hakkında endişeli

Merkez bankaları artan risk iştahı hakkında endişeli

24
0

Küresel merkez bankaları, düşük faiz oranı politikalarının cesaret verici olduğu riskli davranışlar nedeniyle sene sonuna kolektif bir endişe içinde yaklaşıyor.

Avrupa Merkez Bankası ve Federal Reserve’den politika yapıcılar, ekonomik canlanma için piyasaları ucuz para ile doldururken, potansiyel olarak güvensiz yatırımlar hakkında rahatsızlık duymaktalar.  ABD’den Hindistan’a hisse senedi endeksleri rekorlar kırarken düşük tahvil faizleri yatırımcıları yüksek getiri peşinde emlak piyasasına itmekte.

Uyarılar, panik sinyali vermeyen bir dilde yayınlanıyor, ancak birleşik mesaj, parasal politikaların öyle kolay kolay sıkışamayacağının bilgisi ile artan huzursuzlukla örülü.   Tehlike, böyle bir risk almanın, on yıl önce küresel finansal krizden öncekine benzer bir zemin yaratması.

UBS Group AG’nin CEO’su Sergio Ermotti, geçen hafta Pekin’deki Yeni Ekonomi Forumu’nda Bloomberg TV’ye verdiği demeçte, “Piyasalar durumdan memnun, ancak bu muhtemelen düşük/ negatif faiz oranlarının sonucu.  Yakında şimdilik senkronize görünen hareketlerin kontrolden çıkma riski bulunuyor” dedi.

Tarihsel olarak muazzam düşük faiz oranları, çarpık piyasalar yaratıyor. Ağustos ayında yaklaşık 17 trilyon dolarlık küresel yatırım yapılabilir notuna sahip tahvil stokunun yaklaşık üçte biri negatif faiz vermekteydi. Bu, vadeye kadar tahvil tutan yatırımcıların, başlangıçta ödediklerinden daha az para alabilecekleri anlamına geliyor ki temel olarak borç verenin bir kazancı olması gerekir kuralını da alt üst etmiş oluyor. Merkez bankalarının yan etkiler konusundaki uyarılarının yanına önleyici tedbirler alacaklarına dair beklenti neredeyse yok.  Nitekim, enflasyonu artırma konusundaki umutsuz çabaları, onları bu yıl bir miktar daha parasal gevşeme yaratmak zorunda bıraktı. Fed, Avrupa Merkez Bankası Japon Merkez Bannkası ve hatta Çİn merkez bankası bile bu trending içinde.

Ortaya çıkan sonuç ise, yatırımcıların pozitif faiz sağlayan az sayıda yer arayışı ile birikte riskli bazı Avrupa ülkelerinde bile faizlerin tarihi düşük seviyelere inmesi. Kriz içindeki İtalya’da bile on yıllık verim neredeyse %1’in zar zor üzerinde.

Dünyanın en düşük faiz oranına ev sahipliği yapan İsviçre’de, borç verenler konut yatırımları için borçlanma konusundaki standartları sertleştirdiler. Bloomberg Economics’in bu yıl tahmininde fiyat-gelir ve fiyat-kira oranlarının uzun vadeli ortalamaların oldukça üzerinde olması nedeniyle düzeltmeye karşı en kırılgan piyasaların Kanada ve Yeni Zelanda oluşu.

Fed’n finansal istikrar değerlendirmelerine göre, çok düşük faizlerin varlığı borç verme standartlarını aşındırmak gibi daha riskli davranışları teşvik edebilmekte.

Uzun süren düşük oranlarla, “verim için erişim” davranışını teşvik ederek finansal sektörün müteakip şoklara karşı kırılganlığını da artırabilir.

Fed, yükselen hisse senedi fiyatlarının Mayıs ayındaki son raporuna kıyasla daha az endişe ile karşılıyor.  Hisse fiyatlarının kurumsal tahvil faizlerine göre yüksek kalmasının, düşük faiz oranlarıyla tutarlı olduklarını belirtiyor.

“Düşük faiz oranlarıyla ilgili hassasiyetler artma potansiyeline sahip olmasına, dikkatle ve sürekli izlenmesi gerekliliğine karşın finansal sistem şimdilik dirençli gözüküyor” – Federal Reserve, 15 Kasım.

“Sabit gelir portföylerinin süresini kademeli olarak arttıran çok sayıda yatırımcı ile birlikte çok düşük faiz oranları, ani bir yeniden fiyatlamanın gerçekleşmesi durumunda potansiyel zararları daha da arttırabilir” – ECB, 20 Kasım.

“Bu tür bir ortam risk almada, değer biçilen varlıklarda ve borçlanmanın sürdürülemez bir şekilde artmasına neden olabilir” – Riksbank, 20 Kasım.

“Birçok yatırımcı verim arayışına odaklandı ve daha büyük risk almak cazip gelebilir” – Bundesbank, 21 Kasım.

Kendi referans faiz oranı sıfırın altında olan ECB, yatırım fonları, sigortacılar ve bazı emlak piyasalarındaki tehditlere dikkat çekiyor. Ayrıca, yanlış fiyatlandırılmış varlıkların gelecekte düzeltmelerle karşılaşabileceği yönünde uyarıda bulunuyor.

Riksbank da, aşırı risk almayı izlediğini belirtmekte. İsveç merkez bankası, bu politikanın yarattığı karışık sonuçlara bakarak gelecek ay negatif oranlarını sona erdirmeyi planlıyor.

Vali Stefan Ingves, Bloomberg TV’ye yaptığı açıklamada, “Likidite tarafında önemli stres testleri yaptık.  Sistem durursa, krizin ilk başladığı yer orasıdır” dedi.

Çok fazla gevşek politikasının tehlikeleri konusunda uyarıda bulunan Alman Bundesbank’ta, Başkan Yardımcısı Claudia Buch, “kredi riskinin küçümsendiğini” söylüyor.  “Geriye dönük beklentilerin bir faizlerin içinde. Bu, ileriye dönük risklerin hafife alınabileceği anlamına geliyor.” Merkez bankalarının uyumu dikkate değer olsa da, henüz tam bir krize işaret etmiyorlar. Korku finansal piyasaları etkilemiş de değil ve sonuçta küresel ekonomi hala büyümekte.  Bu sakin görüş, Goldman Sachs Group Inc’in CEO’su David Solomon tarafından da büyük ölçüde paylaşılıyor.

Pekin’deki Bloomberg TV’ye “Şu anda çevre ekonomik açıdan nispeten iyi huylu” diyen CEO, küresel ekonominin halen % 3-3,5 oranında büyümesinin kötü olmadığını da ekliyor.  “Herkes neyin yanlış olduğunu arıyor. İyi giden birçok şey var.” Yine de, hem kendisi hem de Standard Chartered Plc’deki rakibi CEO Bill Winters, Fed’in repo pazarını sakinleştirmedeki zorluklarını öğretici olarak nitelendirmekteler. inters, “Piyasanın ve finansal krizin ardından gerçekten bir test yapmadık” dedi. “İçinde olduğumuzdan biraz daha fazla kırılganlık olduğundan endişe duyuyorum” diyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here